sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

derin nehirler sessiz akar

45 kişi kendisini tutuyor, 11 arkadaşı var.


08.11.1978 doğumlu, 33 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. Atatürk

    Atatürk

    7915 üyesi var. üyelik serbest.
  2. sosyomatch

    sosyomatch

    4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  3. sanat

    sanat

    3067 üyesi var. üyelik serbest.
  4. HELP FOR CHILDREN

    HELP FOR CHILDREN

    2506 üyesi var. üyelik serbest.
  5. ah minel aşk

    ah minel aşk

    233 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

derinnehir panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

bu panoya en son notu ben mi yazmışım...

efendii fred   23 Aralık 2008 20:43  

nasılsınız matmazel...

efendii fred   22 Kasım 2008 02:25  

tesk siz?

derinnehir   22 Kasım 2008 11:52  

bende iyiyim, biraz geç yazdım kusura bakmayınız...

efendii fred   22 Kasım 2008 19:16  


merhaba...

thecrowfun   22 Ekim 2008 13:51  

hoş geldin

derinnehir   22 Ekim 2008 13:50  

hoşbuldum...

thecrowfun   22 Ekim 2008 13:53  

geldim yahu

derinnehir   22 Ekim 2008 13:45  

kayıp kentin kızı
bir ayıl:))

chatart   04 Eylül 2008 23:58  

www.clubs1337.com a göz at..beta aşamasında...üye olmanı öneririm:))

chatart   24 Mayıs 2008 12:57  

yarın sen neden gelmiyorsun 20:00 :)))

chatart   17 Mayıs 2008 01:22  

nerdesin yahu, okyanuslara mı karıştın?

depresifik   07 Mayıs 2008 23:40  

burdayım:)

derinnehir   08 Mayıs 2008 13:12  

tesekurederim

derinnehir   08 Mayıs 2008 18:38  

derinnehir   30 Nisan 2008 18:59  

derinnehir   30 Nisan 2008 05:50  

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.

Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi…

Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık sustu.

Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.

Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Bağımsızlık, Mustafa Kemal’ den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi…

Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı’nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.

Asıldık ey halkım, unutma bizi…

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi… Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi…

Cumhuriyet 25.8.1975

derinnehir   30 Nisan 2008 01:59  

derinnehir   30 Nisan 2008 01:42  

ateşkesip, barış çubuğu içtiniz galiba???
ortalık pek sakin...

depresifik   28 Nisan 2008 20:54  

:))) ilham yok bu aralar

derinnehir   28 Nisan 2008 21:29  

bende de yok...
lakin pek sıkıntılı bir durum bu.
fırtınada sessiz kalmak...

depresifik   28 Nisan 2008 23:25  

bak yazmaya başladım yine :)

derinnehir   28 Nisan 2008 23:29  

gördüm,
özlem, özlem, özlem...
zaman akıp gidiyor.
ve biz insanlar ancak düşlerimizde
yaşayabiliyoruz aşklarımızı,
ah, ne kadar acı...

depresifik   28 Nisan 2008 23:34  

chatart   27 Nisan 2008 23:29  

Sazlıklardan Havalanan - İlhan İrem....

[img][/img]

depresifik   26 Nisan 2008 19:56  

çok güzel tesk

derinnehir   28 Nisan 2008 16:11  

Sazlıklardan Havalanan - İlhan İrem

Sazlıklardan havalanan bir ördek gibi sesin
Ürkek şaşkın kararsız duyuyorum
Ve sen bir gökkuşağı kadar güzelsin
Rengarenk biraz sonra gidecek görüyorum

Ve ben yağmurlar altında bir yolcu
Islak yorgun tutkulu yürüyorum
Sensiz ben yolumu bulamam
Haykırmak istiyorum

Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşurşam gözyaşlarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum

Bu ayrılık akşamında sen sustuğuma bakma
Konuşmaya gücüm yok beni anla
Söyleyemediklerimi bak gözlerimden anla
Her zaman yanımda kal hiç bırakma

Sensiz ben yolumu bulamam
Haykırmak istiyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum

Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum

derinnehir   26 Nisan 2008 18:23  

Maiyetinde oldugu kisiye , Ölesiye bagli olan bir gorevliyi anlatabilmek icin bu bolumu kitaptan yazarak sizlere aktarmak istedim.

Uğruna ölecek kadar saygi , sevgi besledigi Atatürk icin kalbine kursun sikmakta tereddut etmeyen bir subayin anilarini , kitabin 1-10. sayfalarini sunuyorum.

Atatürk'ün yaveri salih Bozok , şuursuzca sarayin merdivenlerinden asagiya kostu.
Alt katta bos buldugu bir odaya dalip kapiyi kapatti.
Az sonra iceriden tek el silah sesi duyuldu.
Sesi duyup kosanlar iceride onu kanlar icinde buldular.
Tabancasindan kalbine sıktıgı bir kursunla devrilmisti .

Atatürk'ü ugruna olecek kadar seven bu adam kimdi ?
Ne olmustu ona ?...
Kursunu kalbine sıktı ise o gunu nasil anlatabilmisti ?

Yukaridaki yazida hatali bir sozcuk vardi ;
Bozok merdivenleri "şuursuzca" inmemisti .

Salih Bozok'un hayatta kalan tek cocugu 80 yasindaki Muzaffer Bozok, zaman zaman yaslanan gozleri ile o mesum 1938 yilini soyle anlatmisti ;

"Ben o yil 17 yasinda , galatasaray 10. sinifta talebeydim.Babam ise Savarona'da idi.Bana haber yollamis ,"Bu hafta sonu araba gonderecegim, gelsin onunla konusacaklarim var" diye.
"Eyvah yine top oynadigimi duydu ,haslayacak" diye korktum.Kizdiginda cok sert olur,hatta doverdi.

O gun bir makam arabasi kapiya dayandi.
Moskof Ziya diye taninan uniformali bir sofor beni evden aldi.Arabada Kel Ali
" Ali Cetinkaya" vardi.Elini optum.Birlikte savarona'ya gectik.

O ters, aksi , vurdu mu cinlatan babam gitmis ,yerine musfik,sevecen, cana yakin bir adam gelmisti.Beni karsina oturttu ;

-Bak evladim , dedi.Artik koca adam oldun ,seninle acik konusacagim.
Hakikatleri bilmelisin ;
Atatürk cok hasta , son gunlarini yasiyor.Onu ancak bir mucize kurtarir.
Sagligi icin hep dua ediyoruz ama sayet ona bir sey olursa ben de yasamamaya kararliyim.Benim icin ondan sonra hayat dusunulemez artik...

Bunlari o kadar ciddiyetle soylemisti ki , ben karsisinda aglamaya basladim.

-Aglama ogluk,erkek adam aglamaz, dedi.
Iceride uyuyan Atatürk'ün sesimi duyup rahatsiz olabilecegini soyledi. beni susturdu.
Konustuklarimizin aramizda kalmasini istedi. Annemler o sira Avrupa'da idi.Onlara telgraf cekip bir an once trenle donmelerini istemis. Sen kendine ceki duzen ver,annenler gecikirse senin yapacagin seyler var. Ailenin erkegi sensin,annen , ablalarin sana emanet.Oku memleketine faydali bir adam ol dedi.
Babam bunlari soylerken hickira hickira agliyordum.
Hic bir sey soylemedim.Beni optu ve ugurladi.

Henuz 17 yasinda iken babasinin olum kararini kendisinden dinleyen bir cocuk ne hisseder ?
Korku ?... Endise ?... Huzun ?...
Belki hepsi birden.
Sonradan bir sabah,bir baska ayrintiyi ogrenmis Muzaffer Bozok...
Okula gitmek uzere kapidan cikarken,banyoda tras olan babasi ;
"gel evladim,opeyim seni" diye yanina cagirmis.
Orada vedalasirken babasinini gogsunu kapattigini fark etmis...

Meger Salih Bozok,Atatürk'ün ardindan secebilecegi en kolay olum yontemini belirlemek icin hekimlere danismis. Atatürk'ü tedavi eden doktorlardan birine ;

-Doktor,insan kalbinin hangi tarafina kursun yerse olur,diye sormus

Doktor ;
-Ac gogsunu gostereyim , demis.

Bozok , doktorun parmagiyla gosterdigi noktayi hemen tendurdiyotla isaretlemis.
-Yanlis yere nisan alip ona kavusamamaktan korkuyordum , demis daha sonra...

10 kasim sabahi muhafiz komutani Ismail hakki tekce'nin odasinda yaptigi sey "suursuz" bir feveranin yansimasi degil,aylar suren bir hazirligin sonucuymus.

Bozok,odaya girdikten sonra tam isaretledigi noktaya sikmis kursunu...
Lakin vucudu cok yagli oldugu icin kursun kalbi bir,iki milimetrelik bir sapmayla siyirmis,cigerini boydan boya delip gecmis,sirtina saplanip kalmis...
Dostlari kanlar icinde hastahaneye kaldirmislar Bozok'u...
Operator (Kara) kamil beyin vucuttan cikarttigi O kursunu Salih Bozok'un kizi olene dek boynunda kolye olarak tasimis.

10 kasim 1938'i anlatirken ;
"O sabah ben herzamanki gibi mektebe gittim" diyor Muzaffer Bozok :

-saat 09.30 da muduriyete cagirdilar." Eve gitmen lazim " dediler.
Sokaga cikar cikmaz olanlari anladim.Cunkü bayraklar yari yariya inmisti.
Evimiz Osmanbey'de idi
"nerede babam" diye sordum.
"Şişli Sıhhat Yurdun hastahanesinde" dediler.Kosarak gittim.Olup biteni orada ogrendim.
Ata'mi kaybetmistim , babami da kaybetmek uzere idim.
Babam cani cok kiymetli bir insandi.Boyle bir seyi yapabildigine inanamadim once.
Ancak Atatürk sevgisi o kadar buyuktu ki,onsuz bir dunyayi anlamsiz buluyordu"

Salih Bozok,intihar girisiminden sonra 1 yil olu gibi yasadi.
Zaten rahatsiz olan kalbi,bir de siyirip gecen kursunun etkisi ile hepten yorgun dusmustu.
O sert , otoriter adam,sakin , suskun bir kisilige burunmustu.Butun gun odasina kapaniyor , hic bir seyden zevk almiyordu.

Biraz iyilesir gibi olunca , ısmet pasa kendisini Ankara'ya cagirtti ;
-Sen bana Atatürk'ten yadigarsin.Seni mebus yapmak istiyorum, dedi...
Ve Bozok ömrünün son 1.5 senesini Ankara'da Bilecik milletvekili olarak yasadi

derinnehir   25 Nisan 2008 16:12  

derinnehir   25 Nisan 2008 15:43  

derinnehir   24 Nisan 2008 10:44  

derinnehir   24 Nisan 2008 09:56  

müziği de olsun bari...

[img][/img]

depresifik   22 Nisan 2008 18:29  

Bang Bang My Baby Shot Me Down - Nancy Sinatra

I was five and he was six
Ben beş yaşındaydım o da altı

We rode on horses made of sticks
Sopadan yapılmış atlarımız vardı

He wore black and I wore white
O siyah giyerdi ben de beyaz

He would always win the fight
Oyunu hep o kazanırdı

Bang bang

He shot me down, bang bang
O beni vurdu, bang bang

I hit the ground, bang bang
Ben yere düştüm, bang bang

That awful sound, bang bang
O korkunç ses, bang bang

My baby shot me down.
Bebeğim beni vurdu

Seasons came and changed the time
Zaman geçti, mevsimler değişti

When I grew up, I called him mine
Büyüdüğümüzde, bana göre o benimdi

He would always laugh and say
O hep güler ve sorardı

"Remember when we used to play?"
"Oynadığımız günleri hatırladın mı?"

Bang bang

I shot you down, bang bang
Seni vurdum, bang bang

You hit the ground, bang bang
Yere düştün, bang bang

That awful sound, bang bang
O korkunç ses, bang bang

I used to shoot you down.
Eskiden seni vururdum

Music played, and people sang
Müzik çaldı ve inanlar şarkı söyledi

Just for me, the church bells rang.
Sadece benim için, kilisenin çanları inledi

Now hes gone, I dont know why
Şimdi o gitti, bilmiyorum neden

And till this day, sometimes I cry
Ve bugün bile, ağlıyorum bazen

He didnt even say goodbye
Hoşça kal bile demedi

He didnt take the time to lie.
Yalan söylemek için bile beklemedi

Bang bang

He shot me down, bang bang
O beni vurdu, bang bang

I hit the ground, bang bang
Ben yere düştüm, bang bang

That awful sound, bang bang
O korkunç ses, bang bang

My baby shot me down.
Bebeğim beni vurdu

derinnehir   22 Nisan 2008 18:27  

burdayım

derinnehir   22 Nisan 2008 03:15  

kayboldun:(((

chatart   22 Nisan 2008 00:31  

alooooooooooooooooo

chatart   18 Nisan 2008 22:21  

BLOG rss kaynağı

adresi: http://derinnehir.sosyomat.com/blog
1 yorum var - 24 Aralık 2008 03:28 yazılmış
0 yorum var - 15 Aralık 2008 14:25 yazılmış
0 yorum var - 08 Aralık 2008 00:56 yazılmış
aferim5

girit

0 yorum var - 22 Kasım 2008 14:59 yazılmış
1 yorum var - 20 Kasım 2008 00:54 yazılmış
1 yorum var - 19 Kasım 2008 04:09 yazılmış
aferim0

kader

0 yorum var - 19 Kasım 2008 00:26 yazılmış
aferim7

?

2 yorum var - 18 Kasım 2008 22:09 yazılmış
4 yorum var - 18 Kasım 2008 22:01 yazılmış
0 yorum var - 12 Kasım 2008 19:05 yazılmış
aferim3

gün

0 yorum var - 08 Kasım 2008 02:58 yazılmış
0 yorum var - 03 Kasım 2008 14:51 yazılmış
0 yorum var - 30 Ekim 2008 21:29 yazılmış
2 yorum var - 20 Ağustos 2008 03:59 yazılmış
aferim4

DOĞA

0 yorum var - 17 Ağustos 2008 21:06 yazılmış
aferim7

subyan

2 yorum var - 31 Temmuz 2008 02:09 yazılmış
0 yorum var - 31 Temmuz 2008 01:43 yazılmış
aferim7

nefes

2 yorum var - 23 Temmuz 2008 01:55 yazılmış
4 yorum var - 08 Mayıs 2008 12:40 yazılmış
1 yorum var - 05 Mayıs 2008 12:20 yazılmış
1 yorum var - 03 Mayıs 2008 13:11 yazılmış
10 yorum var - 02 Mayıs 2008 04:53 yazılmış
1 yorum var - 01 Mayıs 2008 03:36 yazılmış
1 yorum var - 01 Mayıs 2008 03:03 yazılmış
aferim8

EYLEM

8 yorum var - 30 Nisan 2008 01:19 yazılmış
aferim11

PAN'İK

8 yorum var - 29 Nisan 2008 19:38 yazılmış
1 yorum var - 29 Nisan 2008 17:16 yazılmış
1 yorum var - 29 Nisan 2008 03:39 yazılmış
0 yorum var - 29 Nisan 2008 02:47 yazılmış
aferim4

acemi

0 yorum var - 29 Nisan 2008 02:36 yazılmış
2 yorum var - 29 Nisan 2008 02:25 yazılmış
aferim6

kilyos

3 yorum var - 28 Nisan 2008 23:21 yazılmış
3 yorum var - 26 Nisan 2008 18:01 yazılmış
0 yorum var - 25 Nisan 2008 15:29 yazılmış
1 yorum var - 24 Nisan 2008 10:16 yazılmış
2 yorum var - 22 Nisan 2008 18:05 yazılmış
aferim4

.....

1 yorum var - 22 Nisan 2008 15:26 yazılmış
aferim12

nisan

2 yorum var - 22 Nisan 2008 06:04 yazılmış
3 yorum var - 22 Nisan 2008 03:14 yazılmış
1 yorum var - 21 Nisan 2008 19:10 yazılmış
aferim2

aptal

2 yorum var - 21 Nisan 2008 02:51 yazılmış
aferim6

lisan

3 yorum var - 19 Nisan 2008 04:21 yazılmış
3 yorum var - 18 Nisan 2008 23:09 yazılmış
aferim5

!

1 yorum var - 18 Nisan 2008 20:25 yazılmış
aferim5

..

1 yorum var - 18 Nisan 2008 20:01 yazılmış
3 yorum var - 18 Nisan 2008 19:58 yazılmış
1 yorum var - 17 Nisan 2008 04:15 yazılmış
3 yorum var - 17 Nisan 2008 03:23 yazılmış
aferim7

son

2 yorum var - 17 Nisan 2008 02:06 yazılmış
aferim8

ben

1 yorum var - 16 Nisan 2008 04:02 yazılmış

derinnehir tv

....

http://www.youtube.com/watch?v=UHsBk2lOA2Q

müzik kutusu

empeüçlerim


 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage